
ESD Ne Kadar Sürer?
Endoskopik submukozal diseksiyon işlemi genellikle 1 ila 3 saat arasında sürebilir, lezyon boyutu süreyi etkiler. İşlem süresi, çıkarılacak lezyonun büyüklüğü, yeri ve dokunun derinliğine göre değişkenlik gösterir. Mide veya yemek borusu gibi bölgelerde uygulanan ESD, daha karmaşık yapılar içerdiği için zaman alabilir.
Küçük ve yüzeyel lezyonlarda işlem daha kısa sürede tamamlanabilir. Uygulama sırasında detaylı diseksiyon yapılması gerektiği için sabır ve hassasiyetle ilerlenir. ESD genellikle günübirlik bir işlemdir, ancak işlem süresi hastadan hastaya farklılık gösterebilir.
ESD Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır?
İşlem sonrası iyileşme süreci genellikle birkaç gün içinde tamamlanır, hastalar kısa sürede normal hayata döner.
ESD sonrası ilk günlerde hafif ağrı, boğazda rahatsızlık veya sindirim sorunları görülebilir. Genellikle hastalar 24 saat gözlem altında tutulur. Beslenmeye sıvı gıdalarla başlanır, ardından doktorun önerisiyle katı besinlere geçilir.
Submukozal diseksiyon sonrası ciddi komplikasyon gelişmediyse çoğu birey birkaç gün içinde günlük yaşamına dönebilir. Tam iyileşme süreci ise 1 ila 2 hafta arasında değişebilir. Düzenli kontrol ve doktor önerilerine uyum önemlidir.
ESD Riskli mi?
Uygulama uzman ellerde yapıldığında genellikle güvenlidir, ancak endoskopik submukozal diseksiyon bazı riskler taşıyabilir.
Olası komplikasyonlar arasında kanama, delinme (perforasyon) ve enfeksiyon riski bulunur. Bu riskler genellikle deneyimli ekiplerle ve uygun tekniklerle minimuma indirilebilir. Gelişen teknolojiyle birlikte ESD işlemi giderek daha güvenli hale gelmiştir.
İşlem sırasında alınan önlemler ve doğru hasta seçimi, komplikasyonların önüne geçilmesini sağlar. Her tıbbi müdahalede olduğu gibi ESD öncesinde hasta, süreç ve olası riskler hakkında bilgilendirilmelidir. Doktor kontrolü altında güvenli bir şekilde uygulanabilir.
ESD Kimlere Uygulanmaz?
Genel sağlık durumu yetersiz olan, kanama riski yüksek veya ileri evre tümör taşıyan bireylerde ESD tercih edilmez.
İşlem, yüzeyel ve sınırlı lezyonlar için uygunken, derin invazyon gösteren ya da lenf yayılımı bulunan vakalarda yeterli sonuç vermez. Ciddi kalp, akciğer hastalıkları veya pıhtılaşma bozukluğu olan kişilerde işlem riski artar.
Endoskopik submukozal diseksiyon, yalnızca uygun hasta gruplarında ve ayrıntılı değerlendirme sonrası uygulanmalıdır. Tümörün konumu, boyutu ve histolojik yapısı da bu kararda belirleyicidir. Hekim kontrolü olmadan tedaviye başlanmamalıdır.
ESD Nasıl Yapılır?
İşlem sırasında endoskopla girilerek lezyonun altına sıvı enjekte edilir ve doku tabakaları dikkatlice ayrılır.
Öncelikle hedeflenen alan çevresinden sınır çizilir, ardından özel bir sıvı yardımıyla lezyon yüzeyden kaldırılır. Submukozal tabaka kesici aletlerle katman katman açılarak tümör dokusu çıkarılır. ESD işlemi, sindirim sistemine ağız ya da anüs yoluyla girilerek yapılır, bu sayede dıştan kesi yapılmaz. İşlem süresi lezyonun büyüklüğüne bağlı olarak değişebilir. Uygulama sonrası hasta kısa süre izlenir ve çoğu zaman aynı gün içinde taburcu edilebilir.
ESD Hangi Durumlarda Uygulanır?
Yüzeyel mide, yemek borusu ve bağırsak tümörleri tespit edildiğinde ESD yöntemiyle müdahale edilebilir.
Bu tedavi, lenf nodu yayılımı bulunmayan, erken evrede saptanmış lezyonlar için uygundur. ESD, özellikle büyük boyutlu veya düzensiz sınırlara sahip tümörlerde cerrahiye alternatif sunar. Erken dönemde teşhis edilen kanser öncesi lezyonlar da bu yöntemle çıkarılabilir. Submukozal diseksiyon işlemi, klasik biyopsilerin yetersiz kaldığı vakalarda hem teşhis hem de tam tedavi sağlar. Uygun hasta seçimi, başarı oranı açısından kritik öneme sahiptir.
ESD ile EMR Arasındaki Fark Nedir?
ESD işlemi, lezyonları tek parça hâlinde çıkarırken EMR daha yüzeysel ve çok parçalı çıkarım sağlar.
Endoskopik mukozal rezeksiyon (EMR), küçük ve sınırlı lezyonlarda tercih edilen daha basit bir yöntemdir. Submukozal diseksiyon ise derin tabakalara yayılmış ya da sınırları belirsiz lezyonlarda kullanılır. EMR işlemi teknik olarak daha kısa sürerken, çıkarılan doku parçalı olduğunda patolojik değerlendirme zorlaşabilir. ESD yöntemi, tümörün tamamını tek seferde çıkardığı için nüks riski daha düşüktür. Hangi yöntemin tercih edileceği lezyonun boyutu ve derinliğiyle doğrudan ilişkilidir.
ESD Hangi Organlarda Uygulanabilir?
Yüzeyel lezyonlar görülen yemek borusu, mide ve kalın bağırsak ESD işleminin en sık uygulandığı organlardır.
Endoskopik submukozal diseksiyon, sindirim sistemi içinde özellikle erken evre tümörlerin olduğu bölgelerde tercih edilir. Mide tümörleri, yemek borusu displazileri ve bağırsak polipleri bu işlemle başarılı şekilde tedavi edilebilir.
İşlem sırasında organ duvarının yalnızca yüzeyel kısmı hedef alınır, böylece derin yapılara zarar verilmez. Uygulama, cerrahiye göre daha az invazivdir ve çoğu zaman hastanede kısa süreli kalış gerektirir. ESD, sindirim sistemi dışında rutin olarak başka organlarda kullanılmaz.
ESD ile Alınan Doku İncelemesi Nasıl Yapılır?
Çıkarılan doku, patoloji laboratuvarında detaylı olarak incelenerek tümörün tipi, evresi ve sınırları değerlendirilir.
ESD sonrası alınan örnek, histopatolojik analiz için özel kimyasallarla işlenir. Doku mikroskop altında incelenerek hücre yapısı ve yayılım durumu belirlenir. Tümörün temiz sınırlarda çıkarılıp çıkarılmadığı bu analizle netleşir.
Bu inceleme sayesinde ek tedaviye gerek olup olmadığı anlaşılır. Endoskopik submukozal diseksiyon işlemiyle tek parça hâlinde alınan doku, daha sağlıklı bir değerlendirme yapılmasına olanak tanır. Patolojik sonuçlar, hasta takibinde önemli bir rol oynar.
Endoskopik Submukozal Diseksiyon Fiyatları 2026
ESD Tedavisi 2026 fiyat bilgisi; tetkikler, ameliyat planı ve hastane sürecine göre değişebilir.
En doğru ve güncel fiyat bilgisi için +90 (505) 311 77 36 numaralı hattımızdan bilgi alabilirsiniz.
ESD İşlemi Ağrılı mıdır?
Endoskopik submukozal diseksiyon işlemi sırasında hasta genellikle sedasyon altında olduğundan ağrı hissedilmez.
İşlem esnasında kullanılan hafif anestezi veya sedasyon sayesinde hasta konforu sağlanır. Uyanma sonrası boğazda hafif yanma, karın bölgesinde baskı hissi veya gaz şikâyetleri olabilir. Bu belirtiler genellikle geçici ve hafif düzeydedir. ESD sonrası ciddi ağrı beklenmez; ancak işlem yapılan bölgenin genişliğine göre hafif rahatsızlık hissi olabilir. Gerekirse ağrı kesici ilaçlar kullanılabilir. Endoskopik yöntem olması nedeniyle iyileşme süreci klasik cerrahiye göre daha konforludur.
ESD mi EMR mi Daha Etkili?
Geniş ve derin lezyonlarda ESD, EMR’ye göre daha etkili ve kalıcı bir tedavi sunar.
Endoskopik submukozal diseksiyon, lezyonun tek parça hâlinde çıkarılmasını sağlayarak patolojik değerlendirmeyi kolaylaştırır ve nüks riskini azaltır. EMR ise küçük ve yüzeyel lezyonlarda yeterli olabilir, ancak çok parçalı çıkarım nedeniyle sınırların değerlendirilmesi zorlaşır. ESD işlemi, özellikle yüksek riskli veya sınırları belirsiz lezyonlarda tercih edilir. EMR daha kısa sürelidir, fakat ESD daha düşük tekrarlama oranına sahiptir. Her iki yöntem de endoskopiktir, ancak etkileri farklı klinik durumlara göre değişir.
ESD Sonrası Ne Zaman Taburcu Olunur?
Hastalar çoğunlukla ESD işleminden 24 saat sonra değerlendirilerek taburcu edilir.
İşlem sonrası hastanede kısa süreli gözlem yapılır ve ciddi bir komplikasyon gelişmediği sürece aynı gün veya ertesi gün taburculuk mümkündür. Lezyonun yeri, büyüklüğü ve hastanın genel durumu bu süreci etkileyebilir. ESD sonrası ilk birkaç saat sıvı gıdalarla beslenme başlatılır, sonrasında aşamalı olarak normal beslenmeye geçilir. İşlem sonrası ağrı veya kanama gibi belirtiler yakından izlenir. Taburcu öncesi hastaya bakım önerileri ve takip planı verilir.
ESD Sonrası Tekrar Kanser Gelişir mi?
Lezyon tamamen çıkarılmışsa ESD sonrası kanserin tekrarlama riski oldukça düşüktür.
Endoskopik submukozal diseksiyon işlemi, tümörün sınırlarıyla birlikte çıkarılmasını sağladığı için lokal nüks oranı düşüktür. Ancak işlem sonrası düzenli takip çok önemlidir. Yetersiz çıkarım, mikroskobik kalıntı veya farklı bölgelerde yeni lezyonlar oluşabilir. Bu nedenle ESD işlemi sonrası hasta belirli aralıklarla endoskopik kontrole alınmalıdır. Riskler düşük olsa da tamamen ortadan kalkmaz. Takip protokolüne uyum, uzun vadede başarı oranını artırır.
ESD İşlemi Sonrası Kanama Olur mu?
Endoskopik submukozal diseksiyon sonrası kanama görülebilir ancak çoğu zaman kontrol altına alınabilir durumdadır.
İşlem sırasında damar yapıları etkilenebileceği için erken veya geç dönem kanama gelişebilir. Ancak bu risk, deneyimli uzmanlar tarafından yapılan ESD işlemlerinde oldukça düşüktür. Olası kanama, işlem sırasında veya sonrasında endoskopik yöntemlerle kolayca durdurulabilir. Kanama riski daha çok mide ve kalın bağırsak bölgelerinde belirgin olabilir. Hastaların kan sulandırıcı ilaç kullanımı varsa risk artar. ESD sonrası dikkatli gözlem ve doktorun önerdiği takip planı bu riski minimize eder.
ESD Yapılan Bölgede Tekrar Kitle Oluşur mu?
Lezyon tam çıkarılmışsa aynı bölgede kitle oluşma riski oldukça düşüktür ancak tamamen yok değildir.
Endoskopik submukozal diseksiyon sayesinde tümörün sınırlarıyla birlikte çıkarılması, tekrarlama ihtimalini önemli ölçüde azaltır. Ancak bazı vakalarda mikroskobik düzeyde kalıntı kalabilir veya aynı bölgede yeni hücresel değişiklikler gelişebilir. Bu nedenle işlem sonrası düzenli aralıklarla endoskopik kontroller önerilir. ESD işlemi, nüks riskini cerrahiye benzer düzeye indirir. Oluşabilecek yeni lezyonlar genellikle erken evrede saptanabilir ve benzer şekilde tedavi edilebilir.
ESD Sonrası Normal Yaşama Dönüş Ne Kadar Sürer?
Çoğu hasta ESD işleminden birkaç gün sonra günlük yaşamına sorunsuz şekilde dönebilir.
İşlem sonrası ilk 24 saat gözlem gerekebilir, ardından semptomsuz hastalar genellikle taburcu edilir. Hafif mide ağrısı, şişkinlik veya yorgunluk olabilir ancak bu şikâyetler kısa sürede azalır. Beslenme genellikle ilk gün sıvı gıdalarla başlatılır ve aşamalı olarak normale döner. ESD işleminin minimal invaziv olması, iyileşme sürecini hızlandırır. Hastalar birkaç gün içinde sosyal yaşamlarına ve işlerine dönebilir. Doktor önerilerine uymak, sorunsuz iyileşme açısından önemlidir.